Kalemiyle demokrasi mücadelesi veren, bu amaç uğruna ömrünün son demlerinde Turgut Özal’ı bile destekleyen Çetin Altan ölümüne çok yakın, “Ölüp gidiyorum ne yazık ki hayal ettiğim ülke bu değildi” demişti.
Doğrusu benim de ülkem için hayal ettiğim bayram bu değildi.
İstanbul’un üç kez seçilmiş belediye başkanı, beş yıldır bu kenti başarıyla yöneten yönetim kadrosu Silivri zindanında…
Binlerce öğrenci ev hapsinde, gözaltında, tutuklu…
Bu tablonun mimarı kuşkusuz ülkeyi tek başına yöneten Saray kadrosu…
****
Şimdi sizi 27 yıl önceye götüreceğim. Bugün kendi yönetiminin muhaliflere yaptığının bir benzeri ama daha hafifi Recep Tayyip Erdoğan’a yapılmıştı.
1998 yılında buna karşı manifesto gibi bir savunma yapmıştı.
Ertuğrul Özkök bu savunmayı alıp, köşesinde yayınlandı.
Ara başlıklar da Özkök’e ait…
Tayyip Erdoğan’ın sözlerinden alınmış ara başlıklar bile bir fikir vermeye yetiyor.
Okuyun bakalım ne düşüneceksiniz?
****
****
Hukuk siyasallaştırılmış, yargı siyasete alet edilmiştir”
****
Karanlık bir güç ve iktidar yargıyı etkisi altına aldı”
****
1 milyon oyla seçildim, milletini seven herkes bu gidişata ‘dur’ demelidir
****
Yargı artık baskıcı bir rejimin aleti olmuştur”
***
Sadece ben değil, sanatçılar, siyasetçiler, gazeteciler de yargı önüne çıkarılıyor”
***
Ülkemizin insanı özgürce haykırabilmeli, düşüncesini açıklayabilmelidir
*****
****
Seçim sandıklarında karşımızda duramayacaklarını anlayınca bunu yaptılar”
****
Çünkü adalet, gün gelecek yargıyı siyasallaştıranlara da lazım olacak. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur.”
****
Bana yaptıklarınızı siz kendi çocuklarınıza izah edemezsiniz”
Bu ülkenin vicdanını da yaralamış olursunuz.
Bu kararı ve düşünce özgürlüğü kapsamındaki diğer yanlış kararları kendi çocuklarınıza izah edemezsiniz. Yaşadığımız dünyaya izah edemezsiniz.”
****
****
Benin yükselmesini istediğim ses, bu sestir. Ben kendi sesimi milletimin sesinize katmak isterim."
****
Zorbalık ve baskıya karşı özgürlük ve millet iradesi”
****
****
Ülkemizi muz cumhuriyeti haline getirmek istiyorlar”
Hayır, bu ülkeyi dünyanın genel gidişinden sorgulamaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
Ve bu millet, bu ülkede başı dik, onurlu, ayrıcalıktan uzak ve birinci sınıf vatandaş olarak aydınlık günlerin kardeşlik şarkılarını söyleyecekler.
Bu can bu tende oldukça milletimin hakkını hukukunu savunmaya devam edeceğim.
Bu can bu tende oldukça, haksızlık karşısında susmayacak ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde milletin hukukunu savunmaya devam edeceğim.
Bunu yalnızca kendim için yapmayacağım; adaleti, hepimiz için, bütün Türkiye için arayacağım.
İşte bu yüzden düşünce özgürlüğünü arıyorum. Doğruları söyleyebilme özgürlüğünü arıyorum.
Çeteleşmiş zihniyetin değil, onurlu insanların yönetim anlayışını arıyorum.”
****
Bu ülke cumhuriyetinin 75. yılını, bu anlamsız yasaklarla, baskılarla, tek tip insan yetiştirme gayretleriyle karşılamamalıydı.
Bu karar yalnızca ülkemizin hukuk anlayışının değil, bütün bir milletin adalet inancının üzerine gölge düşürdü.”
***
Bu yazının dipnotu: Siyasal İslamcılar, Aliya İzzetbegoviç’i ve onun ‘Savaş, ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir’ sözünü çok severler. Ne oldu? Kendi sözleriyle eleştirdiklerine benzemedi mi Recep Tayyip Erdoğan?